Kitap TopluluğuKitap Topluluğu

Ana Sayfa

Ara

Tartışmalar

Bildirimler

Mobil Uygulama

Popüler Kullanıcılar

Neler oluyor?

1

Uygulamayı nasıl buldunuz ?

43 yanıt

Uygulamayı nasıl buldunuz ?

2

Yaz okuma hedefinizi tutturdunuz mu?

9 yanıt

Yaz okuma hedefinizi tutturdunuz mu?

3

Kitap okumaya yeni başlayacak bir kişiye hangi kitabı önerirsiniz?

6 yanıt

4

Kitap okurken not alıyor musunuz?

4 yanıt

5

En son hangi kitap seni boşluğa düşürdü?

0 yanıt

Daha fazla göster

Gizlilik PolitikasıKullanım KoşullarıTopluluk KurallarıHesap Silme

© 2026 Kitap Topluluğu

Ana Sayfa

Sadece Arzu

@Zoraki_dr

·

6 sa. önce

BEYAZ GEMİLER SİYAH HÜKÜMLER SAKLAR.. ⛴️ Kitabı okurken ilk defa gögsümün sıkıştığını, iç dünyamda tarif edemediğim bir rahatsızlık hissettiğimi söyleyebilirim. Beyaz Gemi, beni hem bir rüyanın hem bir masalın hem de dünyanın tam ortasında bırakan ilk kitaptı. Yazar, acıyı öyle kademeli, öyle ölçülü işledi ki kendimi ne zaman bu hüznün içinde bulduğumu anlayamadım. Benim için bu, hazırlıklı olduğum bir duygusal yolculuk değıldi. Bir çocuğun hayallerine tutunarak, masallarıyla kendi yalnızlığına bir kalabalık kurmasını okumak... Sanırım ilk defa böylesine yabancı olduğum bir dünyanın kapısından içeri girdim. Sayfalar açılsa da sanki gidip • çocuğa sarılsam dedim. Okudukça içimde büyüyen şey, yalnızca üzüntü değil, ona yetişememenin çaresızligiydi. Küçücük bedenlerin içinde kocaman dünyalar taşıyan çocuklar vardır. Henüz hayatı anlamaya bile fırsat bulamadan dünyanın yükünü omuzlarında hisseden çocuklar... Gözyaşlarım, okuduklarımın bende bıraktığı izin sessiz kanıtıydı. Gözlerimi kapattığımda bile o çocuk oradaydı. Masallarıyla kendine bir dünya kuruyor, o dünyanın içinde hayatta kalmaya çalışıyordu. Yazarın anlattığı hüznü üzerimden atıp kendime gelmek bir yana, kitabın içimde yarattığı karmaşa ile anlatımının akıcılığı arasında kaldım. Bir yanım hikâyenin sürükleyiciliğine kapılırken diger yanım çocuğun yalnızlığında boguluyordu. Benim için Beyaz Gemi bazen bir masal, bazen hayatın ta kendisiydi. Fakat her iki dünyanın da ortak bir gerçeği vardı: Kimsesizlik. İnsan bazen en güzel masalların içinde bile kendini yapayalnız bulabiliyordu. Demek istediğim şu: Bu kitapta gemi beyazdı; ama çocuğun yalnızlığı, beyazlığın bile aydınlatamadığı kadar karanlıktı. Bir şeyler yaz... Facebook

5/5 puan verdi

Beyaz Gemi
Beyaz GemiCengiz AytmatovMasalla gerçeği birleştiren bir eserdir. Geçmişi temsil eden dede ile geleceği temsil eden çocuk arasında dramatik bir ilişki kurarak insan duygu ve düşüncelerine kendine has yorumlar getirilir. Adı eserde hiç geçmeyen çocuğun saf ve temiz dünyasından, hayatın acı ve çıplak gerçeğine uzanan bir roman kurgusu meydana çıkarılır. Aytmatov’un, edebiyat âleminde geniş akisler uyandıran, uzun yıllar tartışılan, verilmek istenen mesajla yaratılan tiplerin büyük bir uyum sağladığı eserlerinden biridir.

Sadece Arzu

@Zoraki_dr

·

6 sa. önce

BEN YAKAR MİYDİM O KİTABI? Kitapta herkes kendinden bir parça bulabilirdi; ben de o kişilerden biriydim. Başta, olayları hayatın doğal akışı içinde izledim. Ancak zamanla başka hayatlarda kaybolup kendimi yeniden bulmak ve pişmanlıklarımı birer birer geride bırakmak, bana varoluş nedenimi hatırlattı. Ölmek kolaydı; fakat yarım kalmış bir hayatı sürdürmek yerine sonlandırmak, aslında pek çok şeyin hiç yaşanmadığını kabul etmekti. İnsan yaşamadığı bir şeyi isteyemezdi. Belki de ölümü cazip kılan buydu. Kitabın sade ve yumuşak anlatımı beni hemen içine çekti. Bu anlatımın izinden ilerledikçe kendimi yaşanmışlıklarımın merkezinde, pişmanlıklarımla yüzleşirken buldum. Sayfaları tekrar tekrar okumak yerine, kendi pişmanlıklarımı yakıp geride bırakmak bana daha anlamlı gelmeye başladı. Bugün ölseydim yarın hiç yaşanmayacaktı. Bu düşünce, hayatta olduğum her gün pişmanlıklarımı geride bırakmam gerektiğini anlamamı sağladı. Böylece, olduğu yerde duran hayatıma yeniden yön verebilirdim. Gece Yarısı Kütüphanesi belki benim için de bir seçimler bütünü olabilirdi. Hatta bana denk gelen Ressam dergisi olabilirdi . Farklı hayatlara açılan her kapının ardında başka bir şeyle karşılaşabilirdim. Yine de şundan eminim: En sonunda kendi pişmanlık tablomu ben de yakardım. Ee, ne diyelim o zaman? Hatta şöyle mi desek: "Bugün dünün pişmanlıklarıyla yaşarsam, pişman olacağım daha çok dünüm olur. Ama bugünüm..."

4/5 puan verdi

Gece Yarısı Kütüphanesi
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig42 DİLE ÇEVRİLEN ULUSLARARASI ÇOKSATAN  2020 GOODREADS YILIN EN İYİ ROMANI “Yaşamla ölüm arasında bir kütüphane var,” dedi. “Bu kütüphanedeki raflar sonsuza kadar gider.  Her kitap yaşamış olabileceğin başka bir hayatı yaşama şansını sunar sana. Farklı seçimler yapmış olsan, şu an nasıl bir hayatın olacağını görürsün…Pişmanlıklarını telafi etme şansın olsaydı, bazı konularda farklı davranır mıydın?” Nora Seed berbat halde. Kedisi öldü. İşinden kovuldu. Abisi onunla konuşmuyor. Kimsenin ona ihtiyacı yok. Art arda alınmış kötü kararların sonucunda bir kütüphanede buluyor kendini. Zamanın hiç akmadığı bir gece yarısı kütüphanesinde, sonsuz sayıda kitabın ortasında... Kitapların her birinde Nora’nın farklı bir hayatı yazılı. Başka kararlar verseydi yaşamış olabileceği hayatlar. Farklı kariyerler, farklı eşler, farklı arkadaşlar, farklı şehirler arasında gidip gelen Nora’nın aklı sorularla doluyor. Mutluluk sadece önemli sandığımız seçimlerde mi gizli? Yanlış giden her detayın sorumlusu gerçekten biz miyiz? Hayatı yaşanılır kılan ne? Yanlış bir karar insanın tüm hayatına mal olabilir mi? İngiliz edebiyatının önemli isimlerinden Matt Haig; Nora’nın pişmanlıklara, ihtimallere ve yeniden seçme imkânına dair çıktığı bu yolculukta, ona eşlik edecek okurlara sürükleyici ve insanın en temel sorunlarını konu alan bir kurgu sunuyor. “Değişmesini istediğimiz bir dünyada hep birlikte sıkışıp  kalmışken, tam zamanında yazılmış bir modern çağ masalı, günümüzün Şahane Hayat’ı.” Jodi Picoult “Kitapların yaşamı değiştirme gücünü kutlayan, içtenlikle ve mizahla yazılmış, baştan çıkarıcı bir roman.” Sunday Times “Matt Haig sözcükleri konserve açacağı gibi kullanıyor. Konserve de biziz.” Jeanette Winterson

Sadece Arzu

@Zoraki_dr

·

6 sa. önce

BEN ASLINDA ZARAR VERMEK İSTWMEMİŞTİM Başta kitabı anlamak bir hayli zordu. İlerledikçe fark ettim ki bambaşka bir boyuttu. Lennie aslında içinde zerre miktar kötülük olmamasına rağmen, sevdiği her şeye zarar verecek, hatta bu zararın zarar olduğunu dahi fark etmeyecek bir zihne sahipti. George ise zeki ve farkındaydı. Kitap, aslında bu nedenlerin ve sonuçların hikâyesiydi. Dikkatimi çeken, yaşlı bir köpeğin de hikâye kapsamında tıpkı Lennie ile aynı kaderi yaşamasıydı. Acaba hayat, bazen sevdiklerimiz acı çekmesin diye onları kaybetmek miydi? Bir yandan çok sevdiği için canını yaktığını düşünmeyip öldürebilen Lennie, diger yandan çok acı çekmemesi için öldüren George... Sanırım sevgi, tehlikeli bir seçenek. Ne ileri ne geri, çok zeki olmamak da gerek, çok kaçık da olmamak gerek; "Sonucu kayıp olsun." demiyorsa yürek... Üsluba gelirsem, gayet hoş ve akıcıydı. Öyle ki romanın konusu, üslubuyla evlendirilmişçesine birbirine bağlı ve

5/5 puan verdi

Fareler ve İnsanlar
Fareler ve İnsanlarJohn SteinbeckUfak tefek ve zeki George ile iriyarı ama zihinsel engelli Lennie'nin yolları, Büyük Bunalım yıllarında, Salinas Vadisi'ndeki bir çiftlikte kesişir. İkili, tüm zorluklara rağmen, kendilerine ait küçük bir toprak parçası alıp kendi kendilerine yetecekleri, özerk bir hayat kurma hayali kurar. Ancak, Lennie'nin aklı kıtlığından kaynaklanan olaylar zinciri, birkaç gün içinde bu büyük hayali geri dönülmez bir çıkmaz yola sokar. Steinbeck, tarım işçilerinin zorlu yaşamını yansıtırken, aynı zamanda mekansız ve zamansız bir insanlık dramı sunar; eseri, dostluk, yalnızlık ve Amerikan rüyasının kırılışı üzerine çarpıcı bir meditasyondur.

Sadece Arzu

@Zoraki_dr

·

6 sa. önce

VERONİKA İYİKİ ÖLMEK İSTEDİN BACIM .. Başta kitabı anlamak çok zor gibi gelse de birkaç sayfa sonra kendimi derin, düşünce dolu bir dünyanın içinde buldum Veronika 'nın kendini öldürmek istemesi aslında hayat denen rutinden sıkılmasından ve getirisi olan sıkıcılığın ,hayatın bir amacı olmadığını hissetmesinden kaynaklanıyordu. Doktorun yaptığı deney sonucunda, önünde çok az zaman kaldığını düşündüğü her an aslında rutin olarak gördüğü şeylerin içindeki gizemi ve güzelliği fark etmeye başladı. Belkide bu gizemlerle tekrar yaşamak istedi Ruhundaki boşluk, aslında ölüm korkusuyla birlikte farklı bir anlam kazandı. Kitap bana farklı duyguları ve farklı bakış açılarını düşündürdü. Aynı zamanda "deli" olmanın bazen insanın kendini keşfetmesi anlamına gelebileceğini hatırlattı. Çünkü dışarıda yaşayan biri rutin olan bir şeyi fark edip rutinin dışına çıkabilirken deli , akıl hastanesinde yaşayan bir deli ise herkesin rutin olarak gördüğü şeylerin içindeki farklılıkları fark edince akıllıydı .Peki o rutine kapılıp gidenler delirmeyecek ve akıllanmayacak kadar bir iradeleri yok muydu? Belki de hepimiz biraz deliyizdir; bir hastaneye kapatılmamız için etiketlenmemiz gerekiyordur. Neyse... Üsluba gelirsek Yazım tarzını da gerçekten beğendim. Gayet çekici bir üslubu vardı; insanı yormadan okunuyordu. Yazarı tebrik eder, okuyacak olanlara tavsiye ederim ..

4/5 puan verdi

Veronika Ölmek İstiyor
Veronika Ölmek İstiyorPaulo CoelhoVeronika her istediğine sahip görünen, renkli bir yaşam süren, yakışıklı erkeklerle gezip tozan genç bir kadın olmasına karşın mutlu değildir. Yaşamında bir şeylerin eksikliğini hissetmektedir. Başarısız bir intihar girişiminin ardından, kendini bir akıl hastanesinde bulur. Üstelik çok kısa bir ömrü kaldığını öğrenir. Zaten ölmek isteyen Veronika bu süreçte, başka dünyaların insanlarını tanırken kendi kimliğini de keşfetmeye başlar… Paulo Coelho’nun ülkemize yakın bir coğrafyada, Bosna ve Slovenya’da geçen Veronika Ölmek İstiyor adlı romanı, varoluşumuzun her dakikasına yaşam ile ölüm arasında bir seçim olarak yaklaşıyor. Toplumun alışılmış kalıplarının dışına çıkan, farklı düşünceleri yüzünden önyargıları göğüslemek zorunda kalan insanları anlatıyor. “Paulo Coelho’nun ustalığı, herkese seslenebilmesinden kaynaklanıyor. Sevecen ama etkili bir öğretmen. Kitapları tüm dünyada 100 milyon satmış olan Coelho’nun şaşırtıcı çekiciliğinin nedeni de bu olsa gerek.”

İlayda Kurudere

@ilomilo

·

7 sa. önce

Öyleyse üzerindeki elbise nasıl ki yünden meydana geliyorsa, içinde yaşadığımız dünya da ‘varolmayandan’ meydana geliyor. İşte biz buna, ‘yaratılmamış olan’ diyoruz.

Puslu Kıtalar Atlası
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anarİhsan Oktay Anar'ın kült eseri Puslu Kıtalar Atlası, 17. yüzyıl İstanbul'unda, hayal ile gerçeğin sınırlarını sorgulayan, fantastik ve felsefi bir macerayı anlatır. Kitap, sürekli uyuyarak gördüğü rüyaları haritalandıran Uzun İhsan Efendi ve onun, babasının el yazması atlası sayesinde dünyayı "yaşayarak" öğrenmeye çıkan oğlu Bünyamin'in kesişen hikayesine odaklanır. Roman, Descartes felsefesinden Osmanlı teşkilatlarına kadar birçok temayı işlerken, okuru bilginin ve varoluşun doğasını keşfeden düşsel bir dünyaya davet eder.

İlayda Kurudere

@ilomilo

·

11 sa. önce

İlk başlarda yabancı kelimelerden dolayı okurken zorlandım ama kitaba şans verip devam ettikçe keyif almaya başladım. Yazar o kadar güzel o dönemi tasvir etmiş ki kendimi Osmanlı döneminde ki bir kahraman gibi hissettim. Tam anlamadığım yerler var ve o yüzden kitabı bir kere daha anlamak için okuyacağım.

5/5 puan verdi

Puslu Kıtalar Atlası
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anarİhsan Oktay Anar'ın kült eseri Puslu Kıtalar Atlası, 17. yüzyıl İstanbul'unda, hayal ile gerçeğin sınırlarını sorgulayan, fantastik ve felsefi bir macerayı anlatır. Kitap, sürekli uyuyarak gördüğü rüyaları haritalandıran Uzun İhsan Efendi ve onun, babasının el yazması atlası sayesinde dünyayı "yaşayarak" öğrenmeye çıkan oğlu Bünyamin'in kesişen hikayesine odaklanır. Roman, Descartes felsefesinden Osmanlı teşkilatlarına kadar birçok temayı işlerken, okuru bilginin ve varoluşun doğasını keşfeden düşsel bir dünyaya davet eder.

Sadece Arzu

@Zoraki_dr

·

14 sa. önce

Ayşe Kulin ile tanışma eserim oldu. Olay bağları gayet hoştu. Geçişleri ise beni hiç rahatsız etmedi. Tarihten kişiler ve yaşamlar seçip kurgu ile önümüze sunması, kaleminin akıcılığı ve anlatımdaki vurucu noktaları şahsen beni oldukça etkiledi. Savaş kavramını iliklerime kadar hissettim. “SAVAŞ” kelimesinin ne kadar can yakabileceğini bu kitapta bir kez daha yaşadım. Şu an hala kitabın etkisindeyim. Tek kelime ile: Acı. Lakin altyapısı ve insanı bu denli etkileyen bir kurgudan anlamadığım birkaç şeyde oldu.. Bunlardan biri “ aldatma” kavram iki ucu keskin; içinde ahlak, etik ve vicdan barındıran sadakatin cellada olan bu konu… ancak bu denli hafife alınır şekilde anlatılabilirdi. Özellikle boşnak olup savaşın içinde olan Nimeta aldatmamalıydı. Bu zannımca boşnak kadınına hakaretti. Gözümü yormasa da ruhumu basacak kadar. Bir diğer anlamadığım kısım ise “Müslümanım” diyen Nimeta’nın müslümanlığın gerekçelerinin tamamen zıt şekilde karakterize edilmesi çelişkiliydi. Durup “ yazarın kaleminde öfke mi kalmış acaba?” diye sorgulattı beni. Toparlamam gerekirse: “ Sevdalinka Savaşı iyiliklerime kadar hissettirmiş olsa da, Nimeta ile kadın olan bende -aşk kitaptan anlatılan gibi sadece sadakatsizliğin eseri ise- aşka iliklerimden söküp atmayı başardı.” diyebilirim.

4/5 puan verdi

SEVDALİNKA
SEVDALİNKAAyşe Kulin Aynı ırktan, kim bilir belki de aynı soydan geliyorlardı. Aynı yaşlarda, aynı boylardaydılar. Aynı kadını sevmişlerdi. Ataları aynı tanrıya ayrı yollardan ulaşmak istedikleri için, biri Boşnak diğeri Hırvat’tı. Bunu kendileri seçmemişlerdi, savaşmayı ve kaderlerini de seçmedikleri gibi. Ve ambulanstaki çocuğu kurtarmanın dışında, beklentileri yoktu yarın için. Yarınlar, kurşun, havan topu ve bombaydı, kandı. Ama her ikisi de farkına bile varmadan ‘daha güzel günleri’ bekliyorlardı. İnsanlar, değişik inançlarla ve hırslarıyla ne kadar karıştırırlarsa karıştırsınlar, kana, acıya, şiddete bulaştırsınlar, bu muhteşem dünyayı, yaşam bir umuttu sonuçta. Hiç bitmeyen bir umuttu. Dünya tarihinin en acımasız soykırımlarından Bosna’da, bir kadın gazetecinin hayatla hesaplaşması...

Sadece Arzu

@Zoraki_dr

·

16 sa. önce

Merhabalar .. az önce illet bi uygulamadan kurtulmak amacıyla burayı buldum dilerim çabam boşuna değildir

Nesrin Yenidoğan

@Nesrin

·

5 Eki

Bir insanın duygularından bu kadar arınabilmesi gerçekten akıl almazdı. Meursault’nun yaşananlara karşı sergilediği o buz gibi kayıtsızlık okurken insanı huzursuz etse de, etkileyici bir okuma oldu

Post image

İlayda Kurudere

@ilomilo

·

5 Eki

Olay örgüsü o kadar yüzeyseldi ki karakterlerin yaşadıkları şeylere karşı hiçbir şey hissedemedim. Olmamış Agatha. Andy’nin duygularını açsaydın biraz bari. Çok sıkıcıydı. Bitti şükür.

2/5 puan verdi

bilinmeyen hedef
bilinmeyen hedefagatha christieÇok sayıda bilim adamı bir anda ortadan kaybolur. Bu durum gizli haberalma servislerini iyiden iyiye endişelendirir. Bu adamlar kaçırılmış ya da şantaj mı yapılmıştır? Yoksa beyinleri mi yıkanmıştır? Tüm bu sırrın anahtarı bir kadında saklıdır, ama o da uçak kazasında ağır yaralanmış, hastanede ölüm döşeğinde yatmaktadır. Bu arada Kazablanka`da bir otel odasında, Hilary Craven isimli bir kadın intihar etmeye karar verir. Ancak hiç tanımadığı bir adam, bunun yerine kadına daha heyecanlı bir ölüm yolu önerir. "Agatha Christie, bu dedektiflik öyküsüyle bizlere yine geri-lim dolu bir roman sunuyor." Sunday Times