Ana Sayfa
Ana Sayfa
Buse Demirel
@BuseDemirel
13 sa. önce

5/5 puan verdi
Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Kesik Baş romanı, oldukça çarpıcı ve merak uyandıran bir olayla başlar. Nafiz Efendi, bir gün kaynanasının maaş koçanını çalıp soluğu meyhanede alır. Körkütük sarhoş halde eve dönerken kaynanasının gazabından kurtulmak için ona bir baş lahana alır. Ancak peşine takılan mahalle çocuklarının alayları eşliğinde, akşamın alacakaranlığında fark edemediği bir kör kuyuya düşer. Nafiz Efendi’nin kuyuya düşmesiyle başlayan sahne, kuyunun içinden mahalle halkıyla kurduğu diyaloglar sayesinde oldukça eğlenceli bir hale gelir. Fakat bu eğlenceli hava, kuyudan çıkarılırken koltuğunun altındaki çıkında bir kesik insan başının bulunmasıyla bir anda yerini gerilim dolu bir cinayet soruşturmasına bırakır. Tesadüfen ortaya çıkan bu korkunç bulgu, İstanbul emniyetini alarma geçirir. Cinayeti çözmekle görevlendirilen Seyit Efendi ve Remzi Efendi’nin soruşturması romanın en sürükleyici kısmını oluşturuyor. Okur olarak ben de onların topladığı kanıtları ve ipuçlarını takip ederken katilin kim olduğunu tahmin etmeye çalıştım. Bu iki zabıta memurunun karakter zıtlığı oldukça başarılı işlenmiş. Remzi Efendi’nin sabırlı, dikkatli ve temkinli tavrına karşılık Seyit Efendi’nin sabırsızlığı, en küçük delilden hemen sonuç çıkarmaya çalışması hikayeye canlılık katıyor. Romanın sonunu tatmin edici buldum. Hatta kitabı bitirdiğimde, Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın bu iki karakteri başka soruşturmalarda da kullanmasını isterdim diye düşündüm. Remzi Efendi ve Seyit Efendi etrafında dönen bir polisiye serisi rahatlıkla ortaya çıkabilirmiş. Keşke yazar polisiye türünde daha fazla eser vermiş olsaydı. Kesik Baş, hem yer yer mizah barındıran hem de merak duygusunu diri tutan başarılı bir polisiye roman olarak akılda kalıyor. Hüseyin Rahmi Gürpınar’ı sevenler için kesinlikle okunması gereken kitaplardan biri.
Buse Demirel
@BuseDemirel
13 sa. önce
Eskiden para aslanın ağzındaydı, şimdi nerede olduğu belli değil. Galiba akıllı aslanlar vaktiyle onu yuttular. Vücutlarının en derinlerine indirdiler. Hazımsızlığa uğrayacaklar sandık ama boş lakırdı, bir şey olmuyor. İş tamamen para yutma becerisinde, aslan olabilmekte.
Sayfa: 1

Sümeyye Şahinal
@Sumeyye_94
13 Oca
Aristo’nun da dediği gibi: “ Herkes kızabilir; bu kolaydır. Ancak doğru insana, doğru ölçüde, doğru zamanda, doğru nedenle ve doğru şekilde kızmak ; işte bu kolay değildir.”
Sayfa: 75

Sümeyye Şahinal
@Sumeyye_94
10 Oca
Çocukluk, sağlıksızca maruz kaldığımızda, ona sağlıksız bir şekilde uyum sağlamaktan başka çaremizin olmadığı bir dönemdir!..
Sayfa: 26

Sümeyye Şahinal
@Sumeyye_94
10 Oca
Şimdi kim diyebilir ki büyüdük ve içimizdeki çocuğu unuttuk diye; mümkün mü böyle bir şey? İnsan büyüdüğü evi unutabilir mi ?
Sayfa: 15

Sümeyye Şahinal
@Sumeyye_94
10 Oca
Yalansızız artık. Hala birkaç sırrımız var.Ama yalansızız.
Sayfa: 200

Kitap Topluluğu
@kitaptoplulugu
31 Ara 2025
İyi seneler! ❄️

Miray T
@Yesilinkizimiray
30 Ara 2025
Huzursuzluğun ispatı mıdır acaba bu soğuk?
Sümeyye Şahinal
@Sumeyye_94
24 Ara 2025
Suçluluk dediğin gecenin bir yarısı seni uyanık tutardı ya da eğer uyumayı başarmışsan rüyalarını zehirlerdi.Suçluluk, mutlu anların hepsinin içine öylece dalar, kulağına keyif almaya hakkın olmadığını fısıldardı …
Sayfa: 126

MerveSS
@Mervess
23 Ara 2025
"Dışardaki hayvanlar domuzdan insana, insandan domuza ve tekrar domuzdan insana baktılar ama şimdiden hangisinin hangisi olduğunu ayırt etmek imkânsızdı. "
0